semerşah


medeniyetimiz - İsimler Sözlüğü, Kızlar
 
medeniyetimiz
Ana Sayfa
Ahilik
Arif Molu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
Dede Korkut Destanları
Ders Ders Bakmayın
Diline Sahip Ol!
Güzel Dinimiz
Geleneğin Gücü
Hat
Kişisel Gelişim
Kuş Evleri
Kültür ve Medeniyet Kavramları
Lale ve Gül
Minyatür
Mizah
Müzik
Oğuz Kağan'ın Torunları
Osmanlı Medeniyeti
Örnek Şahsiyetler
Pardus
Problemler ve çözümleri‏
Projelerim
=> GELİŞİM KİTAPLIĞI
=> ÖĞRETMENİN İNTERNET SİTESİ
=> SABAH İCTİMASI
=> SÜREKLİ SERGİ SALONU
=> SANAT, TARİH, FEN KORİDORLARI
=> ÖDÜLLENDİRME YÖNERGESİ
=> www.HarikaEgitimprojeleri.tr.gg
=> Mavi Kart
=> Yunus Emre Ortaokulu Marşı
=> Aynı Dönemi Anlatan Romanlar
=> Eğitici Kısa Filmler
=> Güzel Filmler, Sinema
=> Öğretmenlerin izlemesi gereken eğitim temalı filmler
=> Referanduma Evet, Referandumda Evet
=> ÖĞRETMEN GELİŞİM KİTAPLIĞI PROJESİ
=> Türk Lirası'nın simgesi
=> İsimler Sözlüğü, Erkek
=> İsimler Sözlüğü, Kızlar
Sayokan , Spor ...
Sosyal Sorumluluk Projesi
Şiiristan
Tıp
Türk Birliği
Türk Piramitleri
Veli Kitabı
Güzel Siteler
Yabancı Ülkelerdeki Türk Milletvekilleri
Ziyaretçi Defteri
Kripto Fetöcüleri Tanıma Yöntemleri
Gariban Fetöcüler ve PKKlılar
   

semerşah tv
 

Abide : İbadet eden, kul.

Adalet : Adil olan, hakka riayetkâr,

doğruluk, düzenli ve dengeli davranan.

Adile : Doğruluk gösteren, adaletli davranan.

Afife : Namuslu, iffetli, temiz ve dürüst

Ahsen : En güzel, çok güzel.

Aişe : Rahat yaşayan, dirlik

Akife : Bir şey üzerinde azimle duran, sebatlı, kararlı. İbadet eden hanım.

Akile : Akıllı, akıl sahibi. Uslu, kavrayışlı. Her şeyin en iyisi

Akire : Ses, sedâ, savt.

Algül : Kırmızı gül.

Aliye : Yüksek, yüce. Şerif ve aziz olan.

Amine : Emin olan. Kalbinde korku olmayan kadın.

Anber : Güzel koku.

Arife : Bilen, bilgide ileri olan. Aşinâ, vâkıf. Hakkı, hakkı ile bilen.

 Sabırlı ve mütehammil.

 Çok düşünmeğe ihtiyaç kalmaksızın, tekellüfsüz gördüğünü bilen ve anlayan.

 Zevkî ve vicdanî irfan sâhibi olan.

Armağan : Hediye, tuhfe, bergüzer.

Birinin gördüğü işe veya başarısına karşılık olarak verilen şey, mükafat.

Asiye : kederli üzüntülü. Musa (a.s.)'ı daha bebekken nil'den kurtarıp sarayda büyüten ve sonra onun peygamberliğine iman eden kadın. Kur'an'da Firavun'un karısı olduğu belirtilmiştir. fakat ismi zikredilmemiştir. - (bkz. Kasas:

 Tahrim: 11). firavun'a karşı gelerek müslüman olmuştur. Tahrim suresinde mü'mine bir kadının en son noktada yapması gerekenlere örnek olarak gösterilen hanım

Aslı : Asıl, temel, esas, kaide, kural, hakikat, soy, sop, nesep.

 Bir şeyin belli başlı kısmı, başlangıç, baş yer, sıhhat.  Hakiki, esaslı, halis, safi, hakikaten.

Asude : Rahat, huzur içinde. Dinç. Müsterih. Sâkin.

Asuman : Gökyüzü, gök, sema.

Atike : Berrak, saf, temiz, karışmamış, değerli.

Çabuk davranan, çevik.

Hür.

Atiye :  Bağış, bahşiş, ihsan. hediye.

 Gelecek, istikbal.

Avniye : Yardım eden.

Aynur : Ay gibi ışıklı, ay ışığı.

Aysel : Ay gibi parlak ve güzel.

Aysun : Ay gibi ışıltılı ve güzelsin .

Ayşe : Rahat yaşayan, dirlik.

Ayşegül : Rahat yaşayan gül, dirlik içinde olan.

Ayşenur : Nurlu, ışıltılı hayat.

Ayşete : Ashab-ı Bedir’den Abbad ibn-i Kays b. Ayşete el-Hazrecî (R.A.)

 

Abdullah ibn-i Abbas: Abbasın oğlu Abdullah

Ayten : Ay gibi beyaz tenli.

Azize : Ermiş kadın, iyilik ve günahsızlıkla Allah’a yaklaşmış kadın.

Onur sahibi, yüce, ermiş.

Kadınlar için kullanılan sevgi ve saygı bildiren seslenme.

Azmiye : Azimli, kasıt, niyetlilik, karar.

* * * * * * *

Bahar : İlkyaz, ilkbahar mevsimi, güzellik, gençlik çağı. karanfil, tarçın, karabiber gibi kokulu.

Bedia : Nâdide ve güzel, yeni icad edilmiş şey. Beğenilen ve takdir edilen çok yeni şey, yüksek estetik değerde, sanat eseri.

Bedriye : Ay gibi, ay kadar güzel. Aya ait. Sühreverdiyye tarikatının altı şubesinden biri.

Behice : Şen, güzel, güleryüzlü kadın.

Behiye : Güzel kadın.

Belkıs : Sebe melikesi. Güneşe tapan bir kavmin kraliçesi iken Hz. Süleyman'a biat ederek kendisiyle evlenmiş ve Müslüman olmuştur. Kur'an'da ismi lafzen geçmemiştir. fakat Hz. Süleymanla arasında geçen olaylar Neml suresinde anlatılır.

Bergüzar : Hediye, hatıra, andaç. Hatırlanmak için verilen hediye.

Berra : Doğru sözlü, hayır işleyen kimse.

Berrin : Yüksek yüce.

Beşire : Müjde getiren, müjdeci. Güler yüzlü, güleç hanım.

Betül : Bakire. Erkekten çekinen. Erkeklere yaklaşmayan namuslu kadın.

Betülay : Bakire. Erkekten çekinen, Erkeklere yaklaşmayan namuslu, ay gibi kadın.

Beyhan : Hükümdarların üstünü. seçkin han. Sır saklamıyan, aklında ve kalbinde olanları söyleyen kimse

Beysun : Nazik insan.

Beyza : Daha ak, çok beyaz. Günahtan kaçınmış. günahla kirlenmemiş.

Bilgenur : Bilgili ve nurlu , iyi geniş, derin, bilgi sahibi nurlu kimse.

Billur : Şeffaf, parlak taş, elmas gibi kıymetli. Cam gibi parlayan.

Binnaz : Nazlı, cilveli, Allah'a yalvaran.

Binnur : Nurla özdeşleşmiş. Bin tane nur, çok nurlu

Bircan : Tek, Eşsiz.

Bürde : Hırka. Üstten giyilen libas, elbise.

Ka'b b. Züheyrin yazdığı kaside. peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.) tarafından beğenilmiş ve Peygamberimiz hırkasını çıkararak şaire giydirmiştir. bu yüzden bu kaside "Kaside-i Bürde" olarak tanınır.

Büşra : Müjde. Sevinçli, hayırlı haber.

* * * * * * *

Cahide : Cehdeden, elinden geldiği kadar çalışan.

Canan : Sevgili, güzel, sâhib-i cemâl, gönülden sevilen, gönül verilmiş olan kadın  Canlar, ruhlar.

Candan : Samimi, içten, kalbi.

Yakınlık belirten davranış.

Cangül : Gül gibi canlı. Güzel, temiz kimse.

Cannur : Özü aydınlık, nurlu kimse.

Canruba : Gönül alan, sevgili.

Cavidan : Sürekli kalacak olan.

Cavide : Sürekli kalacak olan.

Celile : Büyük, ulu. Celâlet ve celâdet sâhibi. Azîm, mertebesi yüksek. osmanlı devletinde vezir ve müşir rütbelerinde bulunanlara hitapta bu sıfat kullanılırdı.

Güzel sanatlarda bir yazı stili.

Cemile : Güzel olan, Gönül almak amacıyla yapılan davranış.

Cennet : Allah’ın insanlara müjdelediği, ölümden sonraki alemde bulunan, Allah’a, Peygambere inanan, günah işlememiş veya günahlarından temizlenmiş olanların gireceği fevkalade güzel yer.

Ceyda : Uzun boyunlu ve güzel.

Cihangül : Dünyanın gülü, alem, kainat gülü, yeryüzü, yerküresi.

* * * * * * *

Çeşminur : Göz nuru.

* * * * * * *

Damla : Bir sıvıdan ayrılarak düşen parça halinde, küçük miktar, katre

Defne : Yaprakları güzel kokulu ve yaz kış yeşil olan bir ağaç.

Derya : Deniz, bir şeyin bol olduğu yer.

Deryadil : Gönlü geniş, herşeyi hoş gören.

Deryanur : Nur denizi, nur deryası.

Dicle : Türkiye'den doğan ve Mezopotamya'dan Basra Körfezine dökülen nehirlerden biri.

Didar :  Yüz, çehre. Görünme.  Görüş kuvveti, göz. Mülâkat, görüş.

Didem : Gözüm.

Dilay : Gönlü aydınlatan ay.

Dilfeza : Gönlü genişleten, gönlü artıran.

Dilnur : Gönlü nurlu.

Dilruba : Gönül kapan, gönül alan. Bir  müzik makamı.

Dilşa :  Neşeli, sevinçli, mutlu.

Dilşad : Gönlü hoş, sevilmiş.

Dürdane : İnci Tanesi. sevgili, kıymetli.

* * * * * * *

Ebrar : Hayır sahipleri. İyiler, dindarlar, özü sözü doğru olanlar.

Ebru : Kaş. Bulut renginde, buluta benzer, bulut gibi dalgalı, bulutlu. Su üzerine kendine has usulle yapılan süsleme. Ebru resimleri ciltçilikte ve hat sanatında kullanılır.

Ecmel : En güzel.

Edibe : Edepli, terbiyeli, zarif, nazik. edebiyatla uğraşan kimse.

Elif : Munis, cana yakın, sahip, dost. Alışan, alışkın.

Elif Beyza : Cana yakın ve çok beyaz olan.

Elifnur : Cana yakın ve nurlu olan.

Elmas : Çok kıymetli, beyaz, şeffaf mâden. Cevher. Kıymetli bir taş.

Emine : Gönlü emin, kalbinde korku olmayan. Arapçadaki Amine kelimesinin Türkçeleştirilmiş şeklidir. Peygamberimizin annesi Hz. Amine.

Emire : Bir kavmin, bir şehrin başı. Büyük bir hanedana mensup kimse.

Emre : Ak gözlü, beyaz gözlü. Aşık. mübtela. vurgun.

Enes : kız er? : İnsan. Üns mânasına kullanılır ve vahşetin zıddıdır.

Enes b. Malik: (Basra 709). Rasûlullah (s.a.s.)'den çok hadis nakleden sahabelerdendir. Hicretten sonra annesi onu, 10 yaşındayken Rasûlullah (s.a.s.)'ın hizmetine vermiştir. Rasûlullah (s.a.s.)'ın vefatına kadar yanında kalmıştır. 97-107 yaşına kadar yaşadığı rivayet edilmektedir.

Enise : Dost, arkadaş. yar, sevgili.

Eslem : Daha sağlam, en selâmetli, en sâlim.

Esma : İsimler, kulaklar, işitme. - Esmaü'l-hüsna: Allah'ın güzel isimleri.

 - Hz. Esma: Hz. Ebubekir'in kızı, Hz.. Aişe'nin ablasıdır.

Esra : Daha hızlı, daha çabuk, en çabuk.

Ezra : Pek fasih, sözü düzgün. Beyaz kulaklı siyah at.

* * * * * * *

Fadime : Sütten kesilmiş. Kendisi ve zürriyeti cehennemden uzak kılınmış.

Fahriye : Bir karşılık beklemeden yalnızca şeref ve iftihar vesilesi olarak kabul edilen iş. (İş, sıfat, unvan). Fahri üye; maaşsız, ücretsiz veya kurum için gurur kaynağı olan kişi.

Fahrünnisa : Şanlı, şerefli, onurlu kadın.

Faika : Üstün, seçkin, yüksek, ileri. Mümtaz, manevi olarak üstün olan.

Fatma : Sütten kesilmiş. Kendisi ve zürriyeti cehennemden uzak kılınmış.

Fatıma : Sütten kesilmiş. Kendisi ve zürriyeti cehennemden uzak kılınmış.

Hz.. Peygamber'in Hz. Hatice'den dünyaya gelen en küçük kızının adıdır. Hicretten 18 yıl önce 605'te Mekke'de dünyaya gelmiştir. 632 yılında Medine'de vefat etmiştir. 18 yaşında iken Hz. Ali ile evlenmiş, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Ümmü Gülsüm ve Hz. Zeyneb adında dört çocuğu vardır. rasûlullah (s.a.s.)'tan sonra 6 ay yaşamıştır. Lakabı Zehra'dır.

Fatmanur : Sütten kesilmiş. Kendisi ve zürriyeti cehennemden uzak kılınmış. Nurlu Fatma

Fazilet : Değer, meziyet, iyilik, ilim ve iman, irfan itibarı ile olan yüksek derece. Dinî ve ahlâkî vazifelere riayet derecesi. Fazl ve hüner cihetiyle olan yüksek derece.

Fecriye : Sabaha karşı güneş doğmadan önce ufkun gündoğusu tarafından görülen aydınlığı, tanyerinin ağarması.

Fehime : Zeki, anlayışlı, pek çok anlayan.

Fehmiye : Zeki, anlayışlı, pek çok anlayan.

Ferahnaz : Nazlı kız.

Ferhunde : Mübarek, mesut, meymenetli, kutlu, uğurlu

Feride : Tek, eşsiz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, ölçüsüz, üstün. Kendi iradesiyle hareket eden

Feriha : Sevinçli, ferahlı.

Fethiye : Fethe mensup. Ferahlık verici. Fetih hakkında yazılan kaside.

Fevziye : Kurtuluşla ilgili. Zafere ait. Galip gelen, üstün olan.

Feyza : Suyun taşıp akması. Bolluk, çokluk, verimlilik, fazlalık, gürlük, ilerleme, çoğalma. İlim, irfan. Feyz ile dolu olan.

Fikriye : Fikre ait, fikirle ilgili, düşünerek meydana getirilen şey.

Filiz : Ağaç ve çiçek fidanı, taze sürgün. İnce taze ve güzel vücutlu.

Firdevs : Cennet, cennette bir tabaka.

Bostan, Bahçe.

Fitnat : Zihin açıklığı, zeyreklik. Zihnin herşeyi çabuk anlayışı.

* * * * * * *

Gaye : Maksat, meram. Netice, hedef.

Güherpare : Cevher parçası.

Gül : Çiçek, gül çiçeği, gülağacı.
Tasavvufta Allah'ın birliğinin remzi.
Başına ve sonuna ek ve isimler getirilerek yeni isimlerin türetilmesinde kullanılan bir isimdir. - (Ayşegül, Gülay, vb).

Gülay : Gül gibi güzel ve ay gibi parlak olan, güllerin açtığı ay

Gülbahar : Bahar gülü. Ebru sanatında kullanılan koyu kırmızı renkte toprak.

Gülbeyaz : Beyaz gül. Gül gibi güzel ve temiz

Gülcan : Gül gibi güzel ve canlı.

Gülçin : Gül devşiren, gül toplayan.

Güldane : Yeni açmış gül, gonca.

Güldeste : Çok güzel şeylerden bir tutam.  Gül demeti. Seçme  Müzikte makam adı.

Gülhanım : İyi huylu, nazik hanım. Gül yüzlü hanım.

Gülhayat : Mutlu, huzurlu bir hayat. gül gibi güzel hayat.

Gülirana : Gül gibi güzel ve latif

Gülistan : Gül bahçesi, güller ülkesi.

Gülizar : Gül yanaklı. Al yanaklı. Türk musikisinde bileşik bir makam.

Gülnaz : Gül yüzlü kadın. Gül gibi, nazlı narin.

Gülnur : Etrafına ışık saçan, aydınlatan gül.

Gülseren : Gül toplayan, gül dağıtan.

Gülsüm : Güzel Yüzlü. Hz. Peygamber (s.a.s.)'in kızlarından birinin adı.

Gülşah : Güllerin şahı.

Gülşen : Gül bahçesi, güllük. gülistan, gülizar.

Gülten : Gül tenli, gül vücutlu.

Güzide : Seçkin, seçilmiş, beğenilmiş.

* * * * * * *

Habibe : Sevgili. Seven, Dost.

Hacer : Taş, kaya. -Hacer-i Esved: Kabe'nin duvarında bulunan meşhur kara taş.
Hz. İsmail'in annesi ve Hz. İbrahim'in cariyesinin adı.

Hafiza : Muhafız, koruyan, Kur'an'ı ezbere bilen ve usulüne uygun okuyan kimse.

Hafize : Muhafız, koruyan, Kur'an'ı ezbere bilen ve usulüne uygun okuyan kimse.

Hafsa : Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (A.S.M.) zevcelerinden biri ve Hz. Ömer'in (R.A.) kızı.

Hakime : Hükmeden, dava yargılama işine memur olan, yargıç.Alim, Üstte bulunan. Hekim, akıllı, becerikli. Kadı, vali, amir, hükümdar, emir. Kişinin dilediği gibi kullanabilecek hakka malik olduğu malı.

Hâle : Ay çevresinde görülen parlak daire, ayla.

Halenur : Ayın çevresindeki nur

Halide : Daimi, Bir yıldan çok yaşayan.

Halime : Yumuşak huylu kadın.  Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın süt anasının ismi. Beni Sa'd bin Bekr kabilesindendir. Halime-i Sa'diye diye de anılır. (R.A.)

Halise : Saf, katkısız, karışmamış, Hilesiz. temiz. yalnız, sadece.

Hamdiye : Allah'ı övmek. Allah'a şükretmek. Şükreden, şükredici.

Hamide : Hamdeden, Şükreden Kul.

Hamiyet : Gayret.  Nâmustan gelen gayretle utanma veya kızma. Din ve millet gibi önemli değerleri koruma ve bunlara hizmet etme duygusu.

Handan : Güler yüzlü, sevimli.

Hande : Gülme, gülüş.

Hanife : Allah'ın birliğine inanan. İslam inancına sıkı ve samimi olarak bağlanan.

Hasgül : Değerli, eşsiz gül.

Hasibe : Hayır sahibi, eliaçık, cömert. Değerli, itibarlı, soyu temiz, muhterem, saygın, şahsi meziyet sahibi. Muhasebeci, sayman.

Hasret : Özleyiş. İç çekme. Bir şeyi çok isteyip, arzulayıp ona kavuşamamaktan gelen üzüntü.

Hatice : Erken doğan kız çocuğu.

Hz. Haticetü'l Kübra; Hz. Peygamber'in ilk eşi ve 6 çocuğunun annesi. Ümmü'l Mü'minin.

 Fetva metinlerinde kadını temsil eden umumi isimlerden birisi. (Ötekiler: Hind, Fâtıma ve Zeyneb'dir.)

Havle : Etraf, çevre, güç, kuvvet.

Sahabe hanımlarından birisi. Hakkında Mücadele suresindeki ayet inmiştir.

Havva : Hz. Adem'in (A.S.) muhterem zevcesi, eşi. İlk kadın  Rengi esmere mâil kadın. 

Hayriye : Hayırla, iyilikle ilgili, uğur ve kutluluğa ait.

Hayrünnisa : Kadınların hayırlısı.

Hediye : Armağan, karşılıksız verilen şey.

Hilal : Yeni ay şekli. Yeni ay.  Fık: Yay şeklinde görülen her yeni aya ve her ayın üçüncü gecesine kadar aya hilâl denir.  Sâfi ve halis.  Sıdk ile dostluk etmek.

Hilmiye : Yumuşak huylu, sakin karakterli.

Hilye : Güzel sıfatlar. Süs. Zinet. Cevher. Güzel yüz.  Kılıcın sapındaki veya kınındaki zinet.  Suret. Hey'et. Görünüş. 

Hz. Muhammed (sas)'in mübarek vasıflarını ve güzelliklerini anlatan manzum ve mensur eser.

Huriser : Cennet kızlarının başı, hurilerin başı.

Huriye : Huri gibi, Cennet Kızı. Sevgili.

Hülya : Hayal, mutluluk veren güzel hayal.

Hümanur : Nurlu devlet kuşu, mutluluk veren nur.

Hümeyra : Pembecik, küçük kırmızı şey.

Hürrem : Yeşil Taze. Gönülaçıcı. Şen Şakrak, Sevinçli.

Hüsniye : Güzelliğe ait, güzellikle ilgili.

Hüsnügül : Gülün güzelliği.

* * * * * * *

Iraz : Kabul eden, rıza gösteren, boyun eğen. Raziye adının halk arasındaki değişmiş söyleniş biçimi.

* * * * * * *

İclal : Saygı göstermek, büyüklük. Ağırlama. İkram. Tekrim eylemek. Büyüklüğünü kabul edip hürmet etmek. Büyüklük. Azamet.

İffet : Namusluluk, afiflik, temizlik, namus.

İkbal : Birine doğru dönme. Baht, talih. İşlerin yolunda gitmesi, bahtlı, saadetli, mutlu olması. Arzu, istek.

İlknur : Birinci nur, İlk ay, ayın ilk hali.

İnci : İstiridye cinsinden deniz hayvanlarının içinde çıkan parlak, yuvarlak ve ziynet eşyası olarak kullanılan kıymetli taş. Küçük, temiz ve sevimli. Kıymetli.

İncigül : İnci gibi temiz ve gül gibi latif

İpek : İpekböceği denilen ve dut yaprağı ile beslenen kurdun ördüğü koza çözülerek elde edilen, kumaş dokumada kullanılan parlak ve ince tel.

* * * * * * *

Kadriye : Değer, itibar. Onur, şeref, haysiyet, meziyet. Rütbe, derece.

Kamile : Bütün tam noksansız, eksiksiz. Kemale ermiş olgun. Yaşını başını almış terbiyeli, görgülü. Alim, bilgin, geniş bilgili.

Kâmile : Bütün, tam, noksansız, eksiksiz. Kemale ermiş olgun. Yaşını başını almış terbiyeli, görgülü. Alim, bilgin, geniş bilgili.

Keriman : Eli açıklar, cömertler.

Kerime : Kız evlâd. Kendine ikram edilmiş kimse. Şerefli. Güzide, seçkin, kıymetli şey. Vücudun kıymettar yerlerinden her biri.

Kevser : Maddi ve manevi çokluk, kalabalık nesil.

Cennette bir havuzun ırmağın adı.

Kur'an-ı Kerim'de en kısa sure.

Keyyise : Akıllı, anlayışlı, kiyasetli, idrakli, zeki. Zarif.

Kısmet : Nasip, bahşetmek. taksim etmek.

Kibariye : Duygu, davranış ve hareket bakımından ince, zarif, nazik, çelebi. Büyük cömert, asil, zengin. Şık, seçkin. Büyükler, ulular.

Kübra : Büyük olan (ekber'in müennesi).

Haticetü'l-Kübra: Hz. Peygamberin ilk hanımı.

* * * * * * *

Lale : Lâle denen meşhur çiçek. İncir koparmak için kullanılan ucu çatallı değnek.

Lalecan : Canlı lale.

Lalezar : Lale bahçesi.

Lamia : Parlayan, parıldayan parlak.

Lamiha : Parlayan, parıldayan, parlak

Latife : Yumuşak, hoş, güzel, sevimli. Güldürecek, tuhaf ve güzel söz ve hikaye, şaka.

Lebibe : Akıllı, zeki, fatin.

Letafet : Hoşluk, lâtiflik.  Cisimden alâkayı kesip bir nevi nurâniyet kesbetmek.  Güzellik, nezaket, yumuşaklık, hafiflik.

Leyla : Çok karanlık gece.  Arabi ayların son gecesi.  Leylâ ile Mecnun hikâyesinin kadın kahramânı.

Lokman

Lübabe : Her nesnenin iyisi, güzidesi, seçkini.

Lütfiye : Hoşluk, güzellik, iyi davranış.

* * * * * * *

Macide : Şan ve şeref sahibi olan kimse. İyi ahlaklı. Ulu.

Mahbube : Muhabbet olunmuş, sevilmiş, sevilen.

Mahinur : Ayın nuru, ışığı. Ay yüzlü güzel.

Mahire : Maharetli, hünerli, elinden iş gelir, becerikli.

Mahsune : Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş. Kuvvetlendirilmiş, istihkamlı.

Makbule : Kabul olunmuş, alınmış, alınan. Beğenilen, hoş karşılanan, geçer.

Maksude : Kastolunan, istenilen şey, istek. Maksat, niyet, murat. Varılmak istenen yer.

Mansure : Yardım olunmuş, Allah'ın yardımıyla galip, üstün gelmiş. Türk müziğinde bir düzen. bir ney çeşidi.

Mebrure : Hayırlı. Makbul. Beğenilmiş. Sadık olmakla makbule geçmiş olan.

Medide : Devamlı. Çok uzun süren,  uzatılmış. Çekilmiş.

Mediha : Övme, övmeye ve medhetmeye sebeb olan şey. Övme mevzuu. Birini övmek içim yazılan kaside.

Medine : Şehir. Arabistan'da Bir Şehir. Hz. Peygamberin Kabrinin Bulunduğu Şehir.

Meftune : Gönül vermiş, tutkun vurgun. Hayran olmuş, şaşmış.

Mehtap : Ay ışığı.

Melahat : Güzellik, yüz güzelliği.

Melek : Nurdan yaratılmış, fıtratları sâfi, masum mahluk.  Güzel huylu ve güzel olan kimse.

Meliha : Melahat sahibi, güzel, şirin, sevimli.

Melike : Kadın hükümdar. Hükümdar hanımı.

Memduha : Övülmüş, övülecek.

Menekşe : Menekşegillerden birçok çeşitleri bulunan koyu mor çiçek açan çiçek.

Merve : Mekke'de bir dağın adı olup hacılar, Merve ile Safa arasında sa'y ederler yani 7 defa gidip gelirler.

Mervenur : Nurlu Merve

Meryem : Abid. İbadete düşkün insan. Hz. İsa'nın annesi.

Mesrure : Sevinçli, memnun, sevinmiş meramına ermiş.

Mevhibe : İhsan. Sevgi. Hediye.

Mevlüde : Doğma. Dünyaya gelme.  Doğulan yer veya zaman.  Mevlüdün müennesi. Mevlüd: Peygamberimiz Hz. Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm'ın doğumunu anlatan manzum eser, dini manzume.

Mihircan : Mihir, ay, kamer demektir. Canl ay. Mehir, evlenirken erkek tarafınan kadına verilen nikah bedeli.

Mihriban :  Şefkatli, merhametli, muhabbetli, güleryüzlü, yumuşak huylu. Mihrican. Sonbahar.

Mihrican : Sonbahar.

Mihrimah : Güneş ile ay.

Mualla : Yüce, yüksek. Makamı, rütbesi yüksek. Bir yazı stili.

Muazzez : Sayılan, saygı duyulan, sevgili. Aziz.

Muhlise : Halis, katıksız. Dostluğu, samimiliği ve her hali içten gönülden olan.

Muhsine : İhsan eden, iyilikte, bağışta bulunan.

Mukadder : Kader ile belirlenmiş. Takdir olunmuş, kıymeti biçilmiş, kadri değeri bilinmiş, beğenilmiş.

Mukaddes : Kutsal. Takdis edilmiş, mübarek kutsal temiz.

Munise : Hayat yoldaşı. Can yoldaşı. Alışılan, yadırganmaz, alışılmış. Cana yakın sevimli. İnsandan kaçmayan.

Müberra : Arınmış, temize çıkmış. Beri. Müstesnâ. Fenalıktan uzak kalmış. Münezzeh. Temiz. Noksansız.

Mübeyyen : Açıklanmış. Beyan ve izah edilmiş.

Mücella : Parlatılmış, parlak, cilalı.

Müfide : İfade eden, anlatan, manalı. Faydalı.

Mükrime : İkramcı, ikram eden, ağırlayan ağırlayıcı, misafirperver.

Mülhime : İlham eden.

Münevver : Nurlanmış, aydın. aydınlatılmış

Münibe : Asiliği, azgınlığı bırakarak Allah'a yönelen. Güzel yağan, faydalı yağmur. Taze ve verimli bahar.

Müride : İrade eden, isteyen, tarikata girip şeyhe bağlanan.

Mürşide : İrşad eden, doğru yolu gösteren kılavuz.

Mürüvvet : İnsaniyet, mertlik, yiğitlik. Cömertlik, iyilikseverlik.

Müslime : Müslüman kadın veya kız. İslâm olan kadın.

Müşerref : Şereflendirilmiş kendisine şeref verilmiş, şerefli.

Müzeyyen : Zinetlendirilmiş, süslenmiş, süslü.

* * * * * * *

Naciye : Kurtulmuş, necat bulmuş. Cennetlik olan.

Nadide : Az bulunur, değerli. Görülmemiş görülmedik. Pek seyrek bulunan, çok değerli.

Nadire : Nadir olan, seyrek, az, ender bulunur.

Nafize : Delen, delip geçen. İçeriye giren, işleyen. Tesir eden, sözü geçen.

Nahide : Yeni yetişen kız.

Naile : Muradına eren, ermiş, ele geçiren.

Naime : Güzel zarif kadın. nazlı büyütülmüş kadın.

Nazan : Nazlı. Kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, işveli, edalı. üstüne titrenilen değer verilen, sevgili. Özen isteyen, nazik.

Nazife : Temiz, pak, nazik, zarif ve şık giyimli.

Nazlı : Kolayca gönlü olmayan, kendini ağır satan, işveli, edalı. üstüne titrenilen değer verilen, sevgili. Özen isteyen, nazik.

Nazmiye : Dizme, tertib etme, sıraya koyma. Sıra, tertip. Vezinli, kafiyeli söz.

Nebahat : Şeref, onur,  şan,  şeref sahibi.

Nebile : Yüksek meziyet ve onur sahibi. Akıllı, anlayışlı. Bilgili, faziletli.

Necibe : Soyu sopu temiz pak olan kimse. Asilzade, kıymetli, üstün. Güzel ahlak sahibi.

Necla : Çocuk, evlat. Kuşak, soy, nesil.

Necmiye : Yıldızla ilgili.

Nedime : Zengin veya itibarlı bir kadının arkadaşı. Saray hayatında Sultan hanımlarının yardımcıları.

Nedret : Azlık, seyreklik, az bulunurluk.

Nefise : Pek hoş, çok hoşa giden, en güzel, çok beğenilen.

Nergis : Çiçekleri ayrı ya da bir köksap üzerinde şemsiye durumunda, açılmadan önce bir yenle örtülü bulunan ve kimi türlerinde beyaz, kimilerinde sarı renkte, soğanlı bir süs bitkisi 

Neriman : Cesur, yiğit, kahraman pehlivan, güçlü kuvvetli.

Nermin : Yumuşak, latif, munis.

Nesibe : Soyu temiz babadan olan, soylu.

Nesime : Hoş, mülayim insan. Hafif rüzgar.

Nesligül : Gül soyu, gül gibi güzel soydan gelen.

Neslihan : Han nesline ait, hanın soyundan.

Neslişah : Şah soyundan gelen.

Nesrin : Yaban gülü, Ağustos gülü.

Nezafet : Temizlik, paklık, pakizelik.

Nezaket : Naziklik, incelik, zariflik. Kaba olmamak. Edeb, terbiye.

Nezihe : Temiz, pak.

Nidanur : Nurlu seslenme, nurlu ünleme.

Nihal : Taze, düzgün fidan, sürgün.

Nimet : İyilik, ihsan, rızık. Saadet, mutluluk.

Nisanur : Nurlu kadınlar.  Kuran-ı Kerim’de Nisa ve Nur sureleri vardır.

Nur : İlahi güç tarafından gönderilen aydınlık, parıltı, parlaklık. Her çeşit zulmetin zıddı. İlahi ışık.  Kur'ân-ı Kerim. İman. İslâmiyet. Peygamber.

Nural : Nur al, ışık al, ışıklı ol.

Nuran : Işıklı. nurlu, nura ait.

Nuray : Işık saçan ay. Ayın en çok ışık saçtığı dönem. Nurlu ay

Nurbanu : Nur yüzlü hanım, gelin, prenses. Nur ve banu'dan birleşik isim.

Nurcan : Canlı, neşeli, hayat dolu. Nurlu ve canlı.

Nurdan : Nur'a ait, nurdan yapılmış.

Nurdil : Nurlu, ışıklı gönül.

Nurgül : Gülün en parlak olanı. Nurlu gül.

Nurhayat : Hayatı nurlu olan.

Nurinisa : Nurlu kadın.

Nuriye : Nura ait, nurla ilgili.

Nurseli : Nur, ışık seli, akışı.

Nursema : Işıklı, aydınlık gökyüzü. Nurlu sema.

Nursena : Nurlu övme.

Nurşen : Çok ışıklı, neşeli insan. Nurlu ve neşeli.

Nurten : Teni nurlu, beyaz, parlak, ten.

* * * * * * *

Özgül : Özü gül gibi olan. Özellikle bir türe ait olan.

Öznur : Özü nurlu olan. Özü ışıklı, aydınlık kimse.

* * * * * * *

Pakize : Temiz, pak. Lekesiz. Hâlis, saf, katıksız.

Payidar : Saygın, rütbeli, sağlam, sürekli. 

* * * * * * *

Rabia : Dördüncü, mutasavvıf ünlü kadın Rabiatül Adeviyye.

Raciye : Rica eden, yalvaran. Umutlu.

Rahime : Hafif sesli, latif konuşan kadın.

Rahmet : Merhamet, acımak, şefkat etmek, ihsan etmek, esirgemek.  Mecazen: Yağmur.

Rahmiye : Acımayla ilgili.

Raife : Acıması olan, merhametli.

Raika : Sade, saf, katışıksız.

Rana : Güzel, hoş latif, parlak. Çok iyi, çok ala.

Raşide : Olgun, ergin, akıllı. Doğru yolda olan.

Ravza : Sulu yer, bahçe, bostan, çimenlik yer. Ravza-i Mutahhara; Rasulullah (sav)'ın medfun olduğu mekan.

Raziye : Kabul eden, rıza gösteren, boyun eğen.

Refia : Yüksek, yüce, saygın.

Refika : Eş, arkadaş, zevce.

Remziye : Remizle ilgili, remze ait, sembolik, simgesel.

Reşide : İyi ve doğruyu seçebilen, malını idare gücü olan, ergin, erişkin.

Reyhan : Hoş güzel koku.  Rızık ve maişet, rahmet.  Ekin yaprağı.  Fesleğen denilen kokulu bir ot. Rızık, geçimlik, rahmet anlamına da gelir.

Rezzan : Ağırbaşlı, ağır, onurlu.

Rıfkiye : Yumuşaklıkla, nezaket, tatlılıkla ilgili.

Ruhan : Güzel kokan, güzel kokulu.

Rukiyye : Dilekçe, dua. Peygamberimizin kızlarından birinin adıdır.

Rumeysa : 1.Büyük yıldız ,2. Bir sahabe adıdır. Henüz müslüman olmamış Ebu Talha’nin evlenme teklifini “Eğer müslüman olursan, işte o benim mehrim olsun, evlenelim, baska bir şey istemem” sözleriyle cevap veren ve Ebu Talha’nın Müslüman olmasına vesile olan sahabe, Ümmü Süleym.

Ruveyda : Hoş, ince, nazik.

* * * * * * *

Saadet : Mesud oluş. Talihi iyi olmak. Mutluluk. Said olmak. Allah'ın rızasına ermiş olmak. Her istediğine kavuşmuş olmak.

Sabahat : Yüz güzelliği. Güzellik, hüsün ve cemâl.

Sabiha : Güzel, latif, şirin. Fecir vakti. Gemi.  Yüzen.

Sabihat :  Latifler, şirin olanlar. Yüzücü olanlar, yüzenler. Gemiler.  Ehl-i imânın ruhları.  Yıldızlar.

Sabire :  Sabreden, tahammül eden, Katlanan sabırlı. Acele etmeyen.

Sabriye : Sabırla ilgili, sabıra ilişkin.

Sacide : Secde eden, alnını yere koyan.

Sadegül : Bir gül kadar sade, temiz ve güzel.

Sadıka : Doğru gerçek hakiki, yalan olmayan, sahte olmayan. Sadakatli, samimi, bağlı.

Sadriye : Kalb, göğüs, ön. Her şeyin evveli ve başlangıcının en iyisi.   Meclisin önü ve en muteber yeri. Reisin oturduğu yer.  Rücu.  Bir aruz kalıbı.  Baş, reis, başkan.  Oturulacak yerlerin en iyisi.

Safigül :  Gül gibi, katıksız, saf, duru, temiz.

Safinaz : Çok nazlı, çok naz eden.

Safinur : Çok nurlu, çok aydınlık, temiz kimse.

Safiye : Temiz, katışıksız, bozuk olmayan, saf.  İçinde yapmacık ve uydurma bir şey, fazladan kelime ve kafiye bulunmayan söz.

Sahibe : Sahip. Koruyan, gözeten. Bir iş yapmış olan. Herhangi bir niteliği olan.

Saime : Oruç tutan kimse, oruçlu.

Sakine : Durgun, sessiz, heyecanı veya kızgınlığı olmayan.

Saliha : Dinin emir ve yasaklarına uyan, iyi ahlak sahibi.

Salime : Sağlam, eksiksiz, korkusuz, endişesiz, emin

Sâre : Cemaat, topluluk.

Sedef : Bazı deniz hayvanlarının (midye, istiridye gibi) sert, beyaz ve parlak kabuğu. Bu kabuktan yapılmış veya süslenmiş eşya.

Seher : Sabahın gün doğmadan önceki zamanı, tan ağartısı.

Sekine : Sakin olma, sükunet. Huzur, gönül rahatlığı.

Selame : Rahatlık, emniyet, barış, iyilik. Ayıplardan, âfetten sâlim oluş. Selâmet, emniyet. Sulh. Asâyiş. Bütün korktuklarından emin olma.

Selamet : Kurtuluş, tehlikeden sâlim olmak. Korktuklarından, fenalıklardan kurtulmak.  Neticede imân ile kabre girmek.

Seleme : Barış, huzur. Peygamberimiz (sav)in mübarek hanımlarından. İsmi Hind'dir. Ümmü Seleme künyesiyle meşhurdur.

Selime : Kusuru, noksanı olmayan, sağlam, doğru. Tehlikesiz, zararsız, kurtulmuş. Temiz, samimi.

Selma : Barış içinde bulunma, huzur, erinç. güzel, hoş kadın.

Selmin : Barış yanlısı, barış ve sevgi duygusuyla dolu.

Sema : Gök yüzü. Asuman. Gök. İşitme, duyma. Mevlevilikte musiki eşliğinde icra edilen dönme hareketi.

Semahat : Cömertlik, el açıklığı, iyilikseverlik.

Semanur : Nurlu gökyüzü, nurlu işitme.

Semiha : Eli açık, cömert.

Semra : Esmer. Yemişli, meyveli ağaç.

Sena : Övgü ile ilgili. Şimşek parıltısı. Ulviyet. Yükseklik.

Senanur : Nurlu övgü

Serra : Kolaylık, rahatlık, genişlik.  Sevinçli oluş.  Bolluk.

Servet : Zenginlik, varlık. Zenginliği meydana getiren mal, mülk, para.

Sevda : Fazla sevgi sebebiyle meydana gelen duygu hali. Aşk.  Heves, istek.

Sevdanur : Sevdası nurlu olan.

Sevde : Esmer, esmer güzeli. Mü'minlerin annelerinden birisi Hz. Sevde.

Sevgi : Sevme hissi, aşk muhabbet.

Sevgül : Sevgisi gül gibi olan

Sevil : Sevilen, beğenilen biri olma temennisi.

Sevim : Sevme.  Câzibe. Bir kimse ya da bir şeyde bulunan ve o kimse ya da şeyi başkalarına sevdiren özellik.

Seyhan : Ürdün'ün ötesinde Hz. Musa'nın mezarının bulunduğu şehir. Adana ovasını yararak İskenderun körfezine dökülen nehir.

Seyyide : Peygamber (A.S.M.) sülâlesinden gelen, O'nun izinden giden temiz kadın, hanım  muhterem kadın.

Sıdıka : Çok doğru, yalan söylemeyen. Hz. Aişe ve Hz. Meryem'in lakabı.

Sıdkiye : İç yürek temizliğiyle doğrulukla ilgili, çok doğru, yalan söylemeyen.

Sıla : Kavuşmak, ulaşmak, vuslat.  Âşıkın mâşukuna kavuşması.  Doğduğu yeri, hısım akrabayı gidip görme. Memleket  Bahşiş, hediye.

Sinem : Gönlüm, yüreğim, çok sevdiğim.

Songül : Sonbaharın sonları, kış başlangıcında açan gül.

Sude : Sürmüş, sürülmüş.

Sudenur : Nur sürülmüş

Sultan : Reis. İslâm Hükümdarı. Hâkimiyet sahibi. Padişah.

Suzan : Yakan, yakıcı. Yanan, yanıcı.

Süeda : Mutluluğa erenler. Kutlu insanlar.

Süheyla : Yumuşak, iyi huylu kadın. güney yönünde görünen parlak yıldızlar

Sümeyye : İslam'ın ilk şehidi. Ammar B. Yasir'in annesi ve ilk Müslüman olan hanım sahabelerden.

Süreyya : Ülker yıldızı, bir yıldız topluluğu.

* * * * * * *

Şadiye : Memnunluk, sevinç, gönül ferahlığı. Güzel sesle şarkı okuyan, şiir söyleyen.

Şahdane : İri inci tanesi.

Şaheser : Değerli, üstün nitelikli. Kalıcı, değerli, üstün yapıt.

Şahnur : Nur kaynağı, ışık kaynağı. Münevver. Çok nurlu.

Şakire : Şükreden, durumundan memnun olan. Allah'a şükreden.

Şebnem : Havada buhar durumundayken gecenin serinliğiyle yerde ya da bitkilerin üzerinde toplanan su damlacıkları, çiy.

Şefika : Şefkatli, acıması olan, esirgeyici.

Şehide : Şehadet mertebesine erişen kimse.Şahit olan, Allah (CC) için canını veren.

Şemsinisa : Kadınların güneşi. Güneş gibi kadın.

Şenay : Ayın parlaklığı, güzelliği.

Şengül : Gülün en güzel hali.

Şennur : Neşeli ve nurlu insan.

Şerife : Şerefli, kutsal. Soylu temiz. Hz. Hasan’ın soyundan olan.

Şevkiye : Şevkle ilgili, şevke ait, neşeli.

Şeyda : Tutkun. Divane.  Çok sevgiden hâsıl olan hal.

Şeydagül : Tutkun gül, güle tutkun.

Şeydanur : Nura tutkun

Şeyma : Bedeninde ben veya benzer bir izi olanlar.

Hz. Peygamber'in süt kardeşi.

Şifa : Bedensel ya da ruhsal bir hastalığın son bulması, hastalıktan kurtulma, onma.

Şule : Alev, ışıltı.

Şüheda : Şâhidler. Şehidler.

Şükran : İyilik bilmek. Minnettarlık. Şükretme hâli.

Şükriye : İyilik bilme, minnettarlıkla ilgili, iyilik bilen.

* * * * * * *

Tahire : Temiz, pak. Türk musikisinde basit bir makam.

Tahsine : Güzel bulma, beğenme. Aferin deme, alkışlama. Tezyin eylemek, güzelleştirmek.  İyi ve güzel bulmak.

Taibe : Tövbe Eden. Günahlarından dolayı pişmanlık duyup allah'tan af dileyen.

Takdire : Kıymet vermek. Değerini, kıymetini, lüzumunu anlamak.  Kader.  Düşünmek.  Öyle saymak.

Talibe : Talep eden arayan, isteyen; istekli. Alıcı. Talebe, öğrenci.

Taliye : Kur'an okuyan. Sonradan gelen, bir şeyin arkası sıra giden. ikinci derecede olan.

Tayyibe : İyi, hoş, güzel ala. Helal, çok temiz.

Teşrife : Şereflendirme, onurlandırma.

Tuba : Ne hoş. Ne iyi. Her şeyin iyisi ve efdali.  İyilik, güzellik. Baht.  Cennette bulunan ve kökü göklerde dalları aşağıda olan ağaç ismi.  Çok berrak ve saf olan.  Saâdet. Hayır.

* * * * * * *

Ulviye : Yüksek, yüce, manevi yapısı ön plana çıkabilen. Değeri yüce.

Umman : Anadeniz, okyanus. Hindistan ile Arabistan arasındaki büyük deniz.

* * * * * * *

Ümame : Hz. Peygamber Efendimiz (SAV)’in torunu. Hazret-i Emame (r.a.)

Ümmiye : Anneye ait, anneyle ilgili.

Ümmühan : Han annesi.

Ümran : Bayındırlık, mamurluk. Uygarlık, ilerleme, refah ve mutluluk.

Ünzile : Gönderilmiş, indirilmiş, inzal olunmuş.

* * * * * * *

Vacibe : Yapılıp yerine getirilmesi vâcib derecesinde lüzumlu olan şey.

Vacide : Vücuda getiren.  Varlıklı. Fâtır. Gani ve zengin.  Mevcud olan.

Vahide : Bir, tek, yalnız.

Vasfiye : Vasıfla ilgili, vasfa ait. Nitelikli

Vasile : Geniş yer.  İmaret. Hedefe ulaşan, menzile kavuşan.

Vecize : İbaresi kısa, mânası geniş olan çok kıymetli söz, özlü söz. Kısa, veciz söz.

Vedia : Emanet, saklanılması, korunması için birine ya da bir yere bırakılan şey.

Vefika : Uygun, muvafık, arkadaş, yoldaş, aynı fikirde olan.

Vehbiye-Vehbiyye : Allah'ın ihsanı sonucu olan. Allah vergisi.

Veliye : Ermiş, eren, evliya.

Vera : Günah ve haramdan kaçınmak için şüpheli şeylerden uzak durma, takva, ittika.

Verda : Gül.

Verdinaz : Naz gülü, nazlıların gülü.

Vildan : Yeni doğmuş çocuklar.

Kullar, köleler. Müslümanların buluğa ermeden ölen çocukları.

Kur'an'da zikredilmiştir. Vildan ismi Kur'an-ı Kerimde  Vakıa Suresi 17. Ayet, İnsan Suresi 19. Ayet, Nisa Suresi 75., 98. ve 127 Ayetler, Müzzemmil Suresi 17. Ayet ve Şuara Suresi 18. Ayet'te geçmektedir.

Vuslat : Visal. Sevdiğine kavuşma, ulaşma, bitişme. Bitiştiren.

* * * * * * *

Yadigar : Bir kimseyi ya da bir olayı anımsatan kimse. bırakılan anı, hediye, hatıra.

Yağmur : Gökten damlalar halinde düşen su. Rahmet, bereket.

Yasemin : Güzel kokulu, beyaz ve güzel çiçekler açan sarmaşık cinsinden bir çiçek.

Yıldız : Gökyüzünde görülen ışıklı gökcisimlerinden her biri. Bir toplulukta, bir meslekte, üstün başarı gösteren kimse.

Yonca : Baklagillerden, kırmızı veya mor çiçek açan, çayır bitkisi.

Yurdagül : Ülkene gül. Ülken için yararlı ol.

Yurdanur : Yurduna, ülkene ışık saç, yurdunu nurlandır,  aydınlat.

* * * * * * *

Zahide : Kuşkulu şeyleri bile terkederek günahtan kaçan kimse

Zakire : Zikreden, anan. Allah’ı zikreden.

Zarife : Nazik ve hoş konuşan, ince ve hoş tavırlı olan kimse, kibar.

Zatinur : Aydınlık, nurlu kişi.

Zebercet : Zümrütten daha açık yeşil olan bir süs taşı.

Zehra : Çok beyaz ve parlak yüzlü. Hz. Muhammed' (SAV)in kızı Hz. Fatıma'(RA)nın lakabı.

Zekiye : Anlayışlı, zeka sahibi.

Zeliha : Hz. Yusuf un hanımı, güzelliğiyle ünlenmiştir.

Zemzem : Kabe yakınındaki ünlü kuyu ve bu kuyunun kutsal suyu.

Zeynep : Değerli taşlar, mücevherler.

Zeyneb binti Cahş: Peygamberimiz (s.a.s.)' in hanımlarından.

Zinnur : Nurlu, çok nurlu, ışıklı, aydınlık.

Zinnure : Nurlu, çok nurlu, ışıklı, aydınlık.

Zişan : Şanlı. Canlı. Bir tür lale.

Ziynet : Süs. Bezek. Kadınlara mahsus kıymetli eşya.

Zuhal : Güneşe uzaklık bakımından altıncı durumda olan gezegen, Satürn.

Zübeyde : Öz, asıl, cevher.

Zülal : Hafif, saf ve tatlı su.

Züleyha : Hz. Yusuf un hanımı, güzelliğiyle ünlenmiştir.

Zümrüt : Cam parlaklığında, güzel, yeşil renkte şeffaf bir süs taşı.

 

 

 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

beyruha turizm, semerşah