kültür ve medeniyetimizin efganı
 
medeniyetimiz
Sanat Eğitim Edebiyat Tasavvuf Tarih  
  Ana Sayfa
  Ağıtlarımız
  Ahilik
  Arif Molu TL ve EML
  Dede Korkut Destanları
  Ders Ders Bakmayın
  Diline Sahip Ol!
  Ebru
  Güzel Dinimiz
  Geleneğin Gücü
  Hat
  İlahi
  Kişisel Gelişim
  Kuş Evleri
  Kültür ve Medeniyet Kavramları
  Lale ve Gül
  Minyatür
  Mizah
  Mehmetçik
  Müzik
  Nevruz
  => Nevruz ... devam
  => Nevruz, Türk Dünyası Haftası Töreni
  => Nevruz Töreni Resimleri, Türk Dünyası Haftası Fotoğrafları
  Oğuz Kağan'ın Torunları
  Osmanlı Medeniyeti
  Örnek Şahsiyetler
  Pardus
  Problemler ve çözümleri‏
  Projelerim
  Sayokan , Spor ...
  Sosyal Sorumluluk Projesi
  Şiiristan
  Tıp
  Türk Birliği
  Türk Piramitleri
  Türkiyem
  Veli Kitabı
  Güzel Siteler
  Yabancı Ülkelerdeki Türk Milletvekilleri
  Ziyaretçi Defteri
  Türk Lirası'nın simgesi

Eylül 2007'den bugüne kadar 211261 ziyaretçi (489876 klik) burdaydı!
Nevruz

NEVRUZ

En eski Türk bayramı olan Nevruz, Türkler aracılığıyla Avrasya'ya yayılmıştır. Eski Doğu geleneklerinin devamı olarak yasamıştır. Çin kaynaklarına dayanarak Hunların milattan yüzlerce yıl önceleri 21 Mart'ta hazır yemeklerle kıra çıktıklarını, bahar senlikleri yaptıklarını, bugün Nevruz kutlamalarındaki geleneklerin o zamanda da yer aldığını biliyoruz. Aynı gelenekler, Hunlardan sonra Uygurlarda da görülmüş ve bugüne kadar uzanmıştır.
 
Çağdaş Uygur resminde Uygurların Nevruz kutlamalarını temsil eden tablolar yapılmıştır.



Nizamü'l-Mülk de XI. yüzyıl yazarı olarak Siyaset nâme adlı eserinde bu bayramdan söz eder. Bu bayramın aynı zamanda yılbaşı olduğunu belirterek Nevruz geleneklerini anlatır. Ayni zamanın yazarlarından Kasgarlı Mahmut da Divân-i Lügati't-Türk'te Türklerde yıl başlangıcının Nevruz olduğunu ifade eder. Ayrıca, 12 Hayvanlı Türk Takvimi'nin başlangıcının da 21 Mart olduğu bilinmektedir.

Selçuklularda Nevruz bayramı eğlencelerinin kutlandığı, senlikler yapıldığı, özel yemekler pişirildiği, özel hediyeler alınıp verildiği de bilinmektedir. Selçuklularda yılbaşı, günesin koç burcuna girdiği gün olan Nevruz günü olarak kabul edilmiştir. Osmanlı devrinde de Nevruz, çok canlı biçimde kutlanmaktaydı. Osmanlı ailesini çıkarmış olan Kafi Boyu'na mensup Karakeçililerin, Karakeçili aşireti mensuplarının 21 Mart tarihinde Ertuğrul Gazı’nın türbesi etrafında toplanarak burada bayram yaptıklarını biliyoruz.

Bu bayramın bir diğer adı da "Yörük bayramı"dır. Osmanlı Devrinde 21 mart günü özellikle padişahın yani sultanin nevruz tebriklerini kabul ettiği, halkın Nevruzcunu kutladığı, Nevruz senliklerinde bulunduğu gün olmak hasebiyle, 21 Mart tarihinin Nevruz-i Sultanî, yani sultana mahsus, sultan tarafından veya sultanin katılmasıyla kutlanan Nevruz günü olmak bakımından böyle bir isim aldığı söylenilebilir.


Osmanlı devrinde kutlanan Nevruz kutlamaları Cumhuriyetin ilk yıllarında da resmî olarak devam etmiştir. Bu konuda Prof. Dr. Reşat Genç su bilgileri veriyor: "Geri planlarda bırakılmış ve unutulmaya yüz tutmuş olan Türk insanına kendi kültür kimliğini, kişiliğini, benliğini, hüviyetini kazandırmak hareketi Atatürk'ün başlattığı bir hareketti. Bu ne ile mümkün olurdu? İste bu, öze dönmekle, kendi kültürel değerlerimize, örfümüze, âdetimize, geleneğimize dönmekle mümkün olurdu.


Bu yüzden Atatürk diyor ki "Bilelim ki, kendi benliğine sahip olamayan milletler başka milletlerin şikârıdır", yani yasayamaz. O yüzden, yine, Atatürk der ki, "Gençlerimize, çocuklarımıza görecekleri eğitimin hududu ne olursa olsun en evvel ve herselden evvel kendi geleneklerine, millî ananelerine ve Türkiye'nin bağımsızlığına düşman olan unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir."



Millî hareketin özü bu. diğer taraftan kendi kimliği, kişiliği, millî benliği kazandırılmış olan millete Çağdaş olma yolunu açıklamak da Atatürk hareketinin temellerindendir.  İste bu öze dönme, kendi tarihine, kültürüne dönme hadisesi millîciliğin özü idi. Bu yüksek idrakinin icabı olarak , Onun milli kültür unsurlarının her biri üzerinde, en küçük ayrıntısına kadar çok büyük bir dikkatle durduğunu biliyoruz. Nitekim, Nevruz ile ilgili hassasiyeti bunun bir göstergesi olmuştur. Bilindiği gibi Atatürk 22 Mart 1922 tarihinde Ankara’nın Keçiören semtinde Nevruz senlikleri düzenletmiş ve kendisi de bu senliklerde hazır bulunmuştur.



Netice itibariyle görülmektedir ki, kaynağı neresi olursa olsun M.Ö. 3. yüzyıldan, Mete Han zamanından beri Türklerde var olan bir bayram, bir bahar bayramı geleneğidir.
Özellikle 1200 yıldır öbür Türk gruplarının hemen hiç birisi ile ilgisi kalmamış olan Saha yani Yakut Türklerinde Nevruz geleneklerinin izlerinin kuvvetli bir şekilde bugün de var olusu dikkate değer. Ama neticesi itibariyle bugün Afganistan'da da yaşatılmaktadır, İran’da da yaşatılmaktadır, Irak'ta, Suriye'de en azından belli kesimlerde ve bütün diğer Türk dünyasında; Çin Şeddi’nden Adriyatik'e kadar, Hindistan'dan, Afganistan'dan, Yakutistan'a, Çuvaşistan'a, Tataristan'a, Moldova'ya, Macaristan'a ve Balkanlara kadar geniş bir coğrafyada bugün canlı bir şekilde yasamakta ve yaşatılmaktadır.                                           Prof. Dr. Yusuf HALLAÇOGLU


 

Osmanlı Divan edebiyatı sâirleri, Ramazan bayramı, bahar ve kıs mevsimlerinde olduğu gibi Nevruzda da câize almak için büyüklere kaside sunmuşlardır. Bu türden kaside ve gazellere "Nevruziyye" denmektedir. Nevruziyye'ye örnek olmak üzere Nef'î'nin gazelinden bir beyt:

"Erişdi bahâr oldu yine hemdim-i nevruz
Şâd etse noda dilleri câm-i Cem-i nevruz"

 Damat İbrahim Paşa'ya yazılan Nevruz redifli kasidesinden birkaç dörtlük:

 "Hayat-i taze verip dehse maddem-i nevruz
Hoşâ iristi mesaim-i deme dem-i nevruz
Dağıttı leşkeri sermâyi sahn-i gülsenden
Kurunca bârgâhin sâh-i ekrem-i nevruz

Açıldı bahtı yine siyah-i dilin
Olup karîn-i atâya-yi hürrem-i nevruz
Harîm-i bağ o kadar cilverîz-i sevk olmus
Ki görse bâg-i Behist ola mahrem-i nevruz"

 XVI. yüzyılın sâirlerinden Pîr Sultan Abdal da Nevruziyyesinde söyle diyor:

 "Sultan Nevruz günü canlar uyanır
Hal ehli olanlar nura boyanır
Muhib olan bu gün ceme dolanır
Himmeti erince Nevruz Sultan'ın

Âsık olan canlar bu gün gelürler
Sultan Nevruz günü birlik olurlar
Hallâk-i cihandan ziya olurlar
Himmeti erince Nevruz Sultan’ın"


 XX. yüzyılın basına kadar geldiği tespit edilen Nevruz kutlamaları, bu devirden sonra hissedilir biçimde diğer bazı geleneklerimiz gibi ortadan kalktı. Bugün halkımızın büyük çoğunluğu tarafından bilinmiyor, bilenler arasında ise yanlış yorumlanıyor.
 
Kültürel değerlerimize duyarsız kalışımızın bugün birlik ve bütünlüğümüzün sarsılmasında son derece etkili olduğu malûmunuzdur. 



Bunun için, Dede Korkut’umuzu, Yunus Emre’mizi, Hacı Bektâs-i Velimizi, Âhi Evrenimizi, Hacı Bayram-ı Velimizi, Karacaoglanımızı, Dadaloğlumuzu, Fuzulîmizi, Mehmet Âkifimizi  ve Nevruz gibi Türklüğün en eski devirlerinden itibaren gelen örf ve âdetlerimizi, birilerinin oynadığı oyunlardan dolayı hatırlamayalım, gerektiği için hatırlayalım, kutlayalım

Okulda Nevruz, Türk Dünyası Haftası Kutlama Programı >>>
medeniyetimizin efganı  
 
Harika Eğitim Projeleri

EDEP


Loadtr.Com

BAYRAK DEDİĞİN CANDIR, ÜZERİNDEKİ KANDIR.


Loadtr.Com
•İnsanların seçkini insanlığa faydalı olan insandır. Halk nazarında muteber kimse, merhametli olan insandır.

•İyi hareket et, kötülerin zararlarını ortadan kaldır!”

•Kara toprak altındaki altın, taştan farksızdır.
Oradan çıkınca, beylerin başında tuğ tokası olur.

•Kimin sana biraz emeği geçerse,
sen ona karşılık daha fazlasını yapmalısın.

•Kötülük değersiz bir şey olduğu için,
onu yapan da değersizdir.

•Menfaat sandalyeye benzer;
başında taşırsan seni küçültür,
ayağının altına alırsan seni yükseltir.


medeniyetimizin efganı

 
SEMERKAND AİLESİ  
 



 
!  
 
 
Gençlik Kulüpleri  
  genclik, külülpleri, gençlik kulüpleri, klüpleri  
komplolar komplolar