medeniyetimiz - Edeb Yâ Hû !

 
medeniyetimiz
Ana Sayfa
Ahilik
Arif Molu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi
Dede Korkut Destanları
Ders Ders Bakmayın
Diline Sahip Ol!
Ebru
Güzel Dinimiz
=> Cennet
=> İlahi ...
=> Duanın Gücü
=> Kuran Kursu - Kuran Hocası
=> Namaz Hocası
=> Tövbe YaRabbi
=> Karabasan
=> Esmaul Hüsna
=> Gavs Hz' nin Düzce vakıf görevlilerine yaptığı sohbet
=> Kıssalar
=> Tasavvuf
=> Aşk Duası
=> Edeb Yâ Hû !
=> Sofi Kimdir?
=> Radyo Dinle: TÜRKİYE'NİN SESİ RADYOSU
=> Semerkand Radyo
=> Radyo Dinle: RADYO ONBEŞ
=> Semerkand WEB internet Siteleri
=> Bunları Biliyor musunuz?
Geleneğin Gücü
Hat
Kişisel Gelişim
Kuş Evleri
Kültür ve Medeniyet Kavramları
Lale ve Gül
Minyatür
Mizah
Müzik
Nevruz
Oğuz Kağan'ın Torunları
Osmanlı Medeniyeti
Örnek Şahsiyetler
Pardus
Problemler ve çözümleri‏
Projelerim
Sayokan , Spor ...
Sosyal Sorumluluk Projesi
Şiiristan
Tıp
Türk Birliği
Türk Piramitleri
Veli Kitabı
Güzel Siteler
Yabancı Ülkelerdeki Türk Milletvekilleri
Türk Lirası'nın simgesi
Ziyaretçi Defteri
Kemal Sunal Filmleri Özelinde Eski Türk Filmlerinin Zararları
Yerli-Milli Yazılımlar
   





 
EDEP BİR TAC İMİŞ NURU HÛDA' DAN 

GİY O TACI EMİN OL HER BELADAN 

AHLAK İLEDİR KEMALİ ADEM 

AHLAK İLEDİR NİZAMI ALEM






EDEP – EDEB i. (Ar. edeb)
1.       insanın
hatâya düşüp utanılacak şeyler yapmasını önleyen, yerinde ve ölçülü
davranmasını sağlayan meleke, söz ve davranışlardaki ölçülülük, her
hususta haddini bilip sınırı aşmama, terbiye, nezâket, zarâfet: Sükûtu,
bilmediğinden değil edebindendir / Gerçi söylemez ammâ neler bilir âşık
(Hızırzâde Said Bey’den). Edep insanın zînetidir. Edep, insanı nefsinin
hevâsına uymaktan korur, kurtarır; “İnsanın edebi altınından
hayırlıdır” denilmiştir. Edepten mahrum bir insan, bir cemiyet için
muzır mikroplardan daha tehlikeli bir mahlûktur (Ömer N. Bilmen)

2.       Utanç, hayâ ve hicap duygusu: “Sende hiç edep yok mu?”

3.       Edebiyat: Ve
devlet-i İslâmiyye’den bir müddet mürûrunda ulûm-i Arabiyye ve eş’âra
edep ıtlâk eylediler, bâis-i te’dib olduğu için (Kāmus Terc.). Edep hem
terbiye hem edebiyat demektir. Şinâsî merhûmun, “Fenn-i edeb olduğu için
edep ve sâhibi edîb tesmiye edilmiştir” fıkrası da bunu teyit eder
(Tâhirü’l-Mevlevî).

4.       tasavvuf.
Dâima Hakk’ın huzûrunda olduğunu bilerek bu huzûrun gerektirdiği
şekilde davranma, kâinatta Allah’ın birliğini görerek bütün
yaratılmışlara karşı saygılı olma: Edebi
eylesin Allah bize tevfik / Edebi olmayan âdem değil âdem (Ken’an
Rifâî). Canlıya, cansıza ki zâten onlarca her şeyin canı vardır (…)
insana, hayvana karşı sûfî dâima edebi koruyacaktır. Hâsılı tasavvuf
ehli her hâlini dâima gören, bilen sâhibinin, Rabb’inin murâkabesi
altındadır; bu yüzden de her hususta edebe riâyet etmesi şarttır.
(Abdülbâki Gölpınarlı)
.

 





Tesbihat




* Edep çiçeği:
Ortasında siyah bir benek bulunan beyaz bir kır çiçeği [Halk arasında,
çiçeğin ortasındaki siyahlığın dünyâda edep ve terbiye azaldıkça
küçülmekte olduğuna ve âhir zamanda edep hayâ ortadan kalkınca çiçekte
hiç siyahlık kalmayacağına inanılır].

Edep dâhilinde: Terbiye ve ahlâk kurallarına uygun şekilde, edepli bir hal ile.

Edep erenlere: Biraz ayıp veya edep dışı bir söz kullanılacağı zaman “sözüm meclisten dışarı, hâşâ huzurdan” anlamında kullanılır: Bektâşîler’de “edep erenlere” tâbîri vardır, bu “hâşâ huzûrunuzdan, sözüm yabana” demektir. (Mâlik Aksel).

Edep erkân: Uyulması gereken usûl ve kurallar: Genç
annesinden edep erkân, ev kadınlığı ve el hüneri almış, fakat asıl
büyük annesi Zekiye Hanımefendi’nin mânevî mîrasçısı olmuştu (Sâmiha Ayverdi).

Edep etmek: Utanmak.

Edep yâhû: “Yaptığın, söylediğin edebe, terbiyeye uymuyor, kendine gel” anlamında edebe dâvet için söylenen uyarı sözü.

Edep yeri (mahalli): İnsan vücûdunda görünmesi haram ve ayıp sayılan ve örtülmesi gereken mahrem yeri, avret yeri, ut yeri.

Edebi edepsizden öğren: Edebe uygun davranmayan kimselerin hallerinden ibret al, edepsizliğin ne kadar kötü olduğunu gör de sen ona göre güzel davran.

Edebini bilmek: Haddini aşmamak, terbiyeli olmak: Edebini bildi, hiçbir oyun çıkarmadı (Kemal Tâhir’den).

Edebini bozmak: Terbiyesini bozmak, terbiyesizleşmek.

Edebini takınmak: Terbiyesizce davranmayı bırakıp edepsizlikten vazgeçmek, yola gelmek.

Edeb-i kelâm: edeb. Maksadı bayağı ve âdî sözler kullanmadan zarif ve güzel bir şekilde ifâde etme yolu:
Hz. Peygamber’in mektebe gitmemiş, hocadan okumamış olduğunu anlatmak
için Ziyâ Paşa’nın, “Bir mektebe oldu kim müdâvim / Allâh idi zâtına
muallim” beytinde edeb-i kelâma riâyet olunmuştur (Tâhirü’ll-Mevlevî).

Edebü’l-bahs: mantık. Belli bir konu üzerinde konuşulurken tutulacak yol ve kurallar, münâzara ilmi.

* Edeb-âmuz birl. sıf. (Fars. āmūz “öğreten” ile) Edep öğreten, ders veren: “Edep-âmuz bir eser.”

* Edeben zf. (edeb’in tenvinli şekli) Edep gereği, edebe uyarak: “Edeben sustu.” “Edeben önce annesinin elini öptü.”
 

=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=